Anasayfa Avrupa Acentelerimiz Şubeler Ekibimiz Hakkımızda Helal Turizm Sirket Bilgileri Kullanıcı Yorumları
X Kapat
Alternatif Tatil Termal Oteller Şehir Otelleri Araç Kiralama Uçak Bileti
X Kapat
+49 89 330 924 55
Ptesi - Ctesi: 09:30 - 24:00

Referanslar

1960`lı yıllarda başta Federal Almanya olmak üzere Avrupa ülkerine başlayan İşgücü göçü; 1973 yıllarında resmen durdurulmuş olmasına rağmen, artık Misafir İşçi kabul edilen insanlarımız gerek aile birleştirilmesi ve Avrupa`da dünyaya gelenlerle birlikte önemli bir sayıya ulaşmıştı. Sılaya Dönüş özlemleri de artık yerini yavaş yavaş kalıcılığa bırakmıştı bu yıllarda.. Giderek büyüyen ihtiyaçlar ve bunun getirdiği çözüm arayışları dernekleşme ihtiyacını doğurmaya başlamıştı. Ne var ki, göç eden insanımız Türkiye`de o yıllarda yaşanan politik gruplaşmayı da Avrupa`ya beraberinde getirmişti. Dolayısıyla dernekleşmeler hem sosyal hem de politik gerçeklere dayalı ve Türkiye`ye eksenli bir biçimde ortaya çıkıyordu.. 1980`lı yıllara gelindiğinde hemen hemen bütün toplumsal konular Türkiye`deki gelişmelere endekslenmiş durumdaydı. Zaten başlangıçta plan ve proğramsız başlayan Göç ün ortaya çıkardığı içtimaî sıkıntılarından bunalan insanımızın kendi meselelerinden kaçtığı; hatta Türkiye`den kurtarıcı bekleme hayali içinde olduğu gözleniyordu.. Ve 1980`li yılların ortalarına gelindiğinde, Avrupa`da kalıcı oluşumuz, bu kalıcı oluşun ortaya çıkardığı meseleler ve bu meselelerin çözümü için yapılması gereken çalışmaların istenilen sonuçları vermesi için ise teşkilatlanmak bir zaruret idi ve bu gerçek her kesimde kendini hissettirmeye başlamıştı artık..

Bilhassa 1980 Askeri İhtilali dönemiyle birlikte yaşanan olaylar birçok konuda olduğu gibi yurtdışındaki Türk vatandaşlarının da Türkiye açısından önemini ortaya çıkarmıştı. Bu sebeple, 30 yıl boyunca yurtdışındaki insanını hatırlamayan resmi çevreler bu defa, Türkiye`ye endeksli yapılanmaları tek elde toplama gayretlerine girdi. Ne var ki birleştirme yerine Avrupa Türk`üne yönelik ayırımcı ve bölücü bir tutum sergilendi. Avrupa şartları ve bizim meselelerimiz dikkate alınmadan tepeden inmeci, dayatmacı yaklaşımlara hareket edilince, meseleler dahada katmerlendi. Böyle bir durumda yapılacak şey kendi şartlarımıza uygun, yeni bir yapılanmaya gitmekti..

Avrupa ülkeleri demokratik ülkelerdir. Demokratik bir ülkede mücadelenin sağlıklı yolu, sivil kitle örgütlenmesi ile güçlü bir toplum oluşturmak ve bu güçlü toplum ile güçler dengesi içinde yer alarak, haklarımıza sahip çıkmaktır. Bu sebeple, yeni yapılanmanın istişareye dayalı, kamuoyuna açık, kendi değerlerine eksenli, ancak farklılıklara saygılı ve uzlaşmacı bir anlayışla gerçekleştirilmesi gerekliydi. 1987 yılının sonuna doğru gelindiğinde, Avrupa Türk İslam Birliği `ni kuracak olan gönül adamları açısından ortam ve şartlar hazır görünüyordu..

Kısa adı ATİB olan, Avrupa Türk İslam Kültür Dernekleri Birliği; 17 Ekim 1987 tarihinde, Federal Almanya`nın Nieder-Olm/Mainz şehrinde bu ortam ve şartlarda ortaya çıktı. Uzun istişareler ve çalışmalar neticesinde, Göç ün ilk yıllarından itibaren Avrupa`da yaşayan ve kendini insanlarımıza hizmete adamış dava adamları ve derneklerin ortak kararıyla; partiler üstü, Avrupa`daki insanımızın gerçeklerine ve milli değerlere dayalı sivil bir teşkilat olarak, tamamen İçinizden hayra çağıran bir topluluk bulunsun ilahi emrine uyularak, tek bir düstur ile yola çıkılmıştır:

Hak nerede ise, biz oradayız!

Top
=